1
3
6
7
8
9
10
Video 4
Video 3
t3
t4
t6
t7
t8
t9
Tasarım 11
Video 1
Video 2
12 Years of Experience

Kontrol Devrimi

Retma Creative

Kontrol Devrimi

En göze çarpan biçimde ondokuzuncu yüzyılın sonunda Birleşik Devletler’de başlayan Kontrol Devrimi teknolojik ilerlemede beklenmedik olmasa bile kuşkusuz dramatik bir süreksizlik yaratmıştı. Aslında devrim (revolution) sözcüğü, bir yüzyıl sonra hala kullanımda kalacak olan bütün temel iletişim teknolojilerinin bir insan ömrü kadar süredeki gelişimini betimlemek için çok elverişsiz görünmektedir: Fotoğraf ve telgraf (1830lar), döner baskı (1840’lar), daktilo (1860’lar), transatlantik kablo (1866), telefon (1876), sinema (1894), telsiz telgraf (1895), manyetik bant kaydı (1899), radyo (1906) ve televizyon (1923). Kitle iletişim araçları ve telekomünikasyon teknolojilerindeki bu hızlı değişimlerin yanında Kontrol Devrimi ayrıca, Endüstri Devrimi sırasında toplumun daha yerel düzeylerinde yitirilmiş olan ekonomik ve politik kontrolün, sürekli artan bir merkezileşmeyle birlikte yeniden kurulmasının başlangıcını da temsil ediyordu. Daha önceleri hükümetin ve piyasaların kontrolü kişisel ilişkilere ve yüz yüze etkileşimlere bağımlıydı; şimdi ise bürokratik organizasyonun sağladığı araçlar sayesinde, yeni ulaştırma ve telekomünikasyon altyapıları ve yeni kitle iletişim araçları aracılığıyla bütün sistemi kapsayan iletişim olanakları sayesinde kontrol yeniden kurulabilirdi. Devrim (revolution) sözcüğünün iki karşıt tanımı bakımından, böylece, bu yeni toplumsal dönüşümler; eskiden toplumun daha düşük ve dağınık düzeylerinde yer alan işlevler üzerinde kontrol kazanmayı amaçlayan, enformasyon ve kontrol teknolojisindeki hızlı yenilikler, toplumsal kontrol bakımından gerçek bir devrime yol açmışlardı. (akt. Crowley ve Heyer, 2011: 443)

Kontrol sözcüğü, bu bağlamda önceden belirlenmiş hedefler için yapılan maksatlı etki anlamına geliyor. Davranış üzerinde güçlü ya da zayıf, kasıtlı bir yönlendirme söz konusu. Ekonomist gözünden reklamların satın alma davranışı yaratmak üzerine, siyaset bilimci gözünden siyasal kampanyaların oy verme eğilimlerini etkilemeye yönelik olmasına, kitle iletişim araçlarının ekonomi ve politikanın doğrudan kitle üzerindeki yönlendirici maksadı sebep olmakta.

Peki bu determinist yaklaşım çerçevesinde; bizler gerçekten pasifize edilmiş alıcılar mıyız, yoksa aktif alıcılar olarak medyanın bize aktardığı her şeyi kendi düşünsel süzgecimizden geçirip ‘’filtre’’leyebilir miyiz? Kitle iletişim araçlarının bize sundukları mesajlar üzerinde gerçekten düşünüyor muyuz?